Katma Değer ve Marka

1970’lerde sanayi politikası oluşturulduğunda dövizin yurt içinde kalması için sanayi teşvikleri ikame ürünün yurtiçinde üretilmesine odaklanılmış; 1970 ve sonrasında bu politika ile milyarca dolar sanayicilere ikame ürün üretmeleri için teşvik sistemi ile aktarılmıştır. Dönemin sanayicileri de pazarda talep gören ürünleri ya yabancı üreticiler ile ortaklık yolu ile ya lisansla ya da doğrudan kopyalayarak  üretimini yapmışlardır. Örneğin MAİS firması Renault ile ortaklık yolu ile üretim yapmıştır. Tofaş, Murat 124’ü Fiat 124 şasesine oturtularak Türkiye’de yabancı lisansla ürettim yapmıştır. Diğer bir tarafan Selpak, Lassa, vs gibi bir çok ürün ise lisansız doğrudan ikame ürün olarak üretilmiştir. İkame ya da diğer adıyla muadil ürün üretmenin problemli yönü zamanla ortaya çıkmıştır. Bu yaklaşımın temel problemi katma değer oluşturamamasıdır; çünkü ikame ürün ne kadar başarılı olursa olsun sonuçta yan sanayi veya muadil ürün olarak pazarda tanımlandığı için özgün üründen daima daha ucuza satılır ve bu neden ile katma değer oluşturamaz. Başka bir ifade ile özgün ürün daha pahalıya alcı bulduğu için katma değer oluşturur ve pazarın kaymağını alır. Okumaya devam et