Pazarlamanın Tarihsel Gelişimi

Yaklaşık 15 yıldır pazarlama ve marka alanında düşünen, çalışan ve üreten biri olarak sürekli karşıma çıkan problem, pazarlamanın satış ile karıştırılmasıdır. Bu problem ile ilgili Nedir Bu Pazarlama adlı bir makale ele almıştım. Bu yazı daha çok pazarlamanın, işletme yönetiminde bir aşama olduğu ve pazarlama şirketi dönemine adapte olabilen işletmelerin marka veya markaları ile uluslararası arenada rekabet edebilirliği üzerinedir. Aşağıda dönemleri incelerseniz göreceğiniz gibi Türkiye’deki işletmelerin büyük çoğunluğu “satış dönemi” yönetim anlayışı ile yönetiliyor. Bu anlayışın sonucunda Türkiye genelinde ihracatın kilogram fiyatı 1.6 dolar iken bu rakam gelişmiş ülkelerde ise 7 dolardır. Buradaki 4.4 dolar farkı oluşturan şüphesiz pazarlama ve marka yaklaşımıdır. İşletme sahip/yöneticileri artık modern katma değerli işletme yaklaşımına geçmelidir. Son olarak eğer bir işletmenin sahibi/yöneticisiyseniz (bunu bir test olarak düşünün) ve son aşamaya henüz ulaşamadıysanız işletmenizde hala geliştirmeniz gereken çalışmalar vardır!

Basit Ticaret Dönemi
Her şeyin ya elle yapıldığı ya da hasat edildiği bu dönemde ekonomik kaynaklar hayli sınırlıdır. Ayrıca örgütsel bir yapılanma söz konusu değildir. Üretim ise evlerde el tezgâhlarında yapılmaktadır. Bu dönemde ticareti yapılan başlıca ürünler; ipek, baharat, dokuma ve değerli taşlardır. Keşifler (sömürgecilik) ve ticari faaliyetler ekonomik kaynaklara dayalı bir şekilde yapılıyor ve emtia döneme hükmediyordu. Bu dönem 19. yüzyıl ortalarına kadar sürdü.

”Yaşamın kazanma aracı olan ticaret, ucuza mal alıp pahalı satmak ve böylece başlangıç sermayesini artırarak kazanç sağlamaktır.’’
—İbn-İ Haldun

Okumaya devam et

Marka Nedir

Marka kendi içinde iki alt başlığa ayrılıyor. Birinci başlık fiziksel etmenlerdir. Bunlar;  logo, slogan, yazı tipi, kurumsal kimlik (basılı ve mimari) ve cıngıldır. Ayrıca günümüzde bazı kurumlar kokuyu da işin içine katıp bütün duyulara seslenmeye çalışıyor. Koku unsurunu kullanan kurumlar genelde showroom tarzı satış noktalarına sahip oluyor. Örneğin Türkiye’de Turkcell böyle bir uygulama başlattı ve bütün Turkcell İletişim Merkezleri’nde özel bir koku kullanıyor böylece Türkiye’de bütün duyulara hitap eden ilk marka oldu.

Böylece bütün fiziksel etmenler kullanılmış ve tamamen farklılaşılmış oluyor. Çünkü marka kavramının özünde farklı olmak yatıyor.

Bu noktada bazı kurumların marka kimliği yaratırken hep özendikleri kurumun renklerini ve tasarımlarını kopyalamaları üzücü bir durumdur. Çünkü marka kavramının özünde fiziksel ve psikolojik olarak farklılaşmak yatar. Bu tür yaklaşımlar kurumları kötü bir taklitçi durumuna düşürüyor.

Okumaya devam et