Marka Nedir

Marka kendi içinde iki alt başlığa ayrılıyor. Birinci başlık fiziksel etmenlerdir. Bunlar;  logo, slogan, yazı tipi, kurumsal kimlik (basılı ve mimari) ve cıngıldır. Ayrıca günümüzde bazı kurumlar kokuyu da işin içine katıp bütün duyulara seslenmeye çalışıyor. Koku unsurunu kullanan kurumlar genelde showroom tarzı satış noktalarına sahip oluyor. Örneğin Türkiye’de Turkcell böyle bir uygulama başlattı ve bütün Turkcell İletişim Merkezleri’nde özel bir koku kullanıyor böylece Türkiye’de bütün duyulara hitap eden ilk marka oldu.

Böylece bütün fiziksel etmenler kullanılmış ve tamamen farklılaşılmış oluyor. Çünkü marka kavramının özünde farklı olmak yatıyor.

Bu noktada bazı kurumların marka kimliği yaratırken hep özendikleri kurumun renklerini ve tasarımlarını kopyalamaları üzücü bir durumdur. Çünkü marka kavramının özünde fiziksel ve psikolojik olarak farklılaşmak yatar. Bu tür yaklaşımlar kurumları kötü bir taklitçi durumuna düşürüyor.

Okumaya devam et

Marka ve Markalaşmanın Kısa Tarihi

Marka, TDK’ya göre İtalyanca kökenli bir kelime olarak geçiyor ama İngilizce “Mark” (işaret) kelimesinden İtalyancaya geçtiğini kabul etmek gerekir. 19. yüz yılda Amerikalılar markalama süreci için “burning their mark/ dağlayarak işaretlemek” kalıbını kullanıyor. Günümüzde ise İngilizcede marka kavramının karşılığı olarak “Brand” kelimesi kullanılıyor. Brand ise etimolojik olarak “burning their mark” sürecine verilen isimdir.

Dağlayarak işaretleme sürecini ne için kullanıldığını araştırdığımızda ise karşımıza 19. yüzyılda hayvancılık ile uğraşan Amerikalılar çıkıyor. Çiftlik sahipleri hayvanları mera ve pazarda bir birine karışmasın diye hayvanlarını kendilerine has işaretler ile dağlıyor. Böylece ortak mera alanlarında ve pazarda hayvanlar birbirine karışmamış oluyor. Bu işlemler alıcıların lehine bir sonuç doğuruyor çünkü doğal olarak belirli çiftliklerin yetiştirdiği büyükbaş hayvanlar diğerlerine oranla daha sağlıklı ve daha iyi et yağ dengesine de sahip oluyor. Bir süre sonra alıcılar bu çiftliklere ait büyükbaş hayvanları diğerlerine tercih etmeye başlıyor. Hatta alıcılar bu çiftliklerin büyükbaşlar hayvanları  için emsallerine göre daha fazla ücret ödeyip satın almaya başlıyor. Özetle bazı çiftliklere ait sığırlar daha çok rağbet görüyor bu bağlamda Amerikalılara göre markanın temelleri hayvanların dağlanması ile ayırt edici bir özellik kazanması ve bazı çiftliklerin yetiştirdiği hayvanlarının daha fazla rağbet görmesiyle başlıyor.


Evrensel bir açıdan baktığımızda ise arkeolojik kayıtlara göre bu tür uygulamaların izleri M.Ö. 2. yüzyılla kadar gitmektedir. Antik Yunanistan’da zeytinyağı üreticileri ürünleri için özel seramik küpler ürettirip, ürünlerinin sunumunu farklılaştırıyor. Bazı uzmanlara göre nakliye sırasında ve pazarda ürünlerin ayırt edilmesini sağlamak için atılmış bir adım ama özünde diğer ürünlerden farklılaşma çabası da var ayrıca o ürünlere daha fazla ücret ödenip ödenmediğini de bilmiyoruz. Çünkü marka olmanın önemli kıstaslarından biri farklılaşmak ise bir diğeri daha pahalıya ürün/hizmetin satılabilmesidir.

Okumaya devam et

Pazarlama Savaşında Konumlandırma 2

Karşı konumlandırma

Pazar liderine karşı veya pazara karşı yapılan karşı konumlandırmanın amacı: lideri veya pazarı hedef almaktır. Örneğin: Avis, pazar lideri Hertz’i hedef alıp, konumlandırma yapmıştı. “Biz daha çok çalışıyoruz çünkü biz ikinciyiz” adlı kampanyası ile kendi araçlarında, dolu kül tablası ile araç teslim etmediklerini, araçlarında her zaman benzin olduğunu anlatan ve tamamen Hertz’i karşısına alan samimi bir karşı konumlandırma yaptı. Böylece Avis pazarlama iletişimi tarihindeki en iyi karşı konumlandırmayı yapmış oldu. Türkiye’de en iyi karşı konumlandırmalardan biri Audi için yapılan ” Audi’de asla bulamayacağınız aksesuarlar!” adlı çalışmayı Hulusi derici yapmıştır. Kampanya gündem odaklı olup (Susurluk kazası) diğer lüks araç müşterilerini sonradan görmelik, rüküş ve mafya olmakla suçluyordu. Son olarak Luna için yapılan ve tüm margarin sektörünü hedef alan “Siz hala annenizin margarinini mi kullanıyorsunuz?” kampanyası da Serdar Erener tarafından yapılmış başarılı bir karşı konumlandırma çalışmasıdır.

Okumaya devam et

Pazarlama Savaşında Konumlandırma

Bu yazıda konumlandırmanın ne olduğunu hangi şartlarda ortaya çıktığını ve başarılı olmasında ki temel unsurları ele aldım. Ayrıca, Audi, BMW, Mercedes ve Volvo üzerinden örnekler ile konumlandırmayı açıklamaya çalıştım.

Modern pazarlamanın olmazsa olmazı haline dönüşen konumlandırma kavramı 1970’li yıllarda Al Ries ve Jack Trout tarafından kavramsal çerçevesi çizilip somutlaştırıldı. İkilinin 1970‘lerde Advertising Age’de yayınlanan makaleleri ile kavram, ismini alıp şekillendi. Bu tarihten sonra ikili beraber ve ayrı ayrı birçok kitap kaleme alıp konumlandırmayı somutlaştırmaya çalıştılar. Ayrıca danışmanlık şirketleri kurup birçok firmaya danışmanlık hizmeti verdiler. İkili öngörülü bir şekilde 1970‘lerde “bolluk ortamından” bahsetti ve farklılaşmanın ürün ve hizmet bazında yapılmasının imkansızlaşacağının altını çizdi. O zamanlar tersine mühendislik günümüzdeki kadar gelişmemişti. Bu arada tersine mühendislikte Çin açık ara önde olup geçen ay Ukrayna’dan satın aldığı bir uçağı kopyalayarak tersine mühendisliğin ulaştığı son noktayı belirledi. Yani her tür ürün ve teknoloji artık kopyalanabiliyor. Hizmet sektöründe ise farklılaşmak çok uzun bir zamandır zaten imkansız.

Konumlandırma, Ries ve Trout’un bolluk pazarına ve aşırı iletişime (over communicated) karşı ileri sürdükleri bir çözümdü, bolluk pazarı ise öngörüleriydi. Daha sonra öngördükleri bolluk pazarı, bolluk paradoksu olarak kuramlaştı.

Okumaya devam et

BlackBerry (RIM) – Ürün Pazarlamadır

Dünyada 5 milyardan fazla cep telefonu kullanıcısı olduğu tahmin ediliyor. Ayrıca Figaro gazetesinde yayımlanan araştırmaya göre 2015 yıllında internet bağlantılarının %80′i mobil cihazlar üzerinden gerçekleşeceği öngörülüyor. Türkiye’de de durum pek farklı değil 2010 yılının ilk çeyreğinde mobil internet kullanımı %61.6 oranında artmış durumda.

MOBİL İNTERNET 2010 Yılı 1. Çeyrek Ocak-Şubat-Mart

MOBİL İNTERNET KULANIMI-2010 Yılı 1. Çeyrek (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu)

Artık mobil çağda yaşadığımızın altı çiziliyor ve masaüstü bilgisayarlarının devri bitiyor, Microsoft’tan aldığı borç parayla iflastan kurtulan Apple’ın en büyük geliri iPhone’dan elde etmesi bir tesadüf değildir. Bütün büyük oyuncular mobil işletim sistemlerinde var olma mücadelesi veriyor, diğer yazılım firmaları da öyle ya da böyle yeni dönemde var olmaya çalışıyorlar.

Okumaya devam et

Nedir Bu Pazarlama

Pazarlama nedir, bence kim beş yüz milyar ister yarışma programında, son soru olarak sorulabilecek türden bir sorudur. Ve sanırım katılımcıların çoğu da bu soruyu doğru cevaplayamaz. Çünkü pazarlamanın ne olduğunu bilen bir toplum değiliz. Örneğin, site veya apartman girişlerinde sıklıkla karşılaştığımız uyarılardan birisidir, pazarlamacı, satıcı, dilenci vs. giremez. Ya da İK sitelerindeki ilanların başlıklarına baktığımızda ” pazarlama ve satış ” diye bir pozisyondan bahsedilir. Oysa pazarlama ve satış iki farklı kavramdır. Pazarlama bir süreç yönetimiyken satış sürecin bittiği noktadır. Ayrıca ”pazarlama” başlıklı ilanların içeriklerine baktığımızda yine pazarlama adı altında satış personellerinde olması gereken nitelikler listelenir.

Peki nedir bu pazarlama: Amerikan Pazarlama Derneği’nin (AMA) tanımına göre, “Pazarlama, kişisel ve örgütsel amaçlara ulaşmayı sağlayabilecek mübadeleleri gerçekleştirmek üzere malların, hizmetlerin ve fikirlerin geliştirilmesi, fiyatlandırılması, tutundurulması ve dağıtılmasına ilişkin planlama ve uygulama sürecidir.” Bu süreci somutlaştırmak için Apple’ın iPod diye bilinen müzik çalar ile yönettiği pazarlama sürecine bakalım.

Okumaya devam et

Kültür Endüstrisi- Bir meta olarak kültür…

Kültür toplum tarafından üretilen bir olguyken kültür bir endüstri halini alır ve toplumun can damarı olur. Bu toplumda halklar kültür üretmez, üretemez. Ancak üretilen kültüre tabii olurlar. İnsanlar üretim toplumunun öznesi değil nesnesi olur. Hayatın her alanında üretilen kültürü içselleştirir. Çünkü endüstri herkesi düşünmüştür ve büyük kültürel farklılıkları ortadan kaldırmıştır. Artık toplum segmentlere ayrılmıştır ve her segment için endüstri bir şey üretmektedir (Dergi, müzik, sinema vs) birey müşteri halini almıştır bir nesne olmuştur. Onun için üretilen şeyi almakla mükeleftir. Çünkü kültür artık alınıp satılan, toplu üretilen bir metadır…. Tabi şimdi bunlar bize yabancı gelmiyor ama bu kavramın 1930’larda Adorno ve Horkheimer tarafından öngörülmesi önemlidir..

Wikipedia Linkleri: AdornoHorkheimer