Beyaz, Candan Erçetin Analizi

Bugünlerde, fitili 12 Aralık 2014’de ateşlenen ve her hafta bir tarafın cevap vermesi ile “kartopu etkisi” ile bir çığa dönüşen Beyaz – Candan atışması devam ediyor. Gördüğü ilgi ve rating geri dönüşlerinin de desteği ile prodüksiyon kalitesi ve maliyeti git gide artıyor diğer bir taraftan fan yapımı klipler ile de tabana yayılmaya devam ediyor. Peki bütün bu çalışmanın Beyaz Show’a katkısı nedir.

Malum pazarlamada yapılan bu tarz viral çalışmalar ROI(Yatırımın Geri Dönüşü) açısından değerlendirilir. Marka bilinirliğine, oluşan olumlu tutuma ve satışa katkısı değerlendirilir fakat 20 yılı aşkın bir süredir ekranda olan Beyaz’ın veya 1995’den günümüze 7 stüdyo albümü yapmış Candan Erçetin’in bilirliğine katkısının ölçümlemesi biraz gereksiz olacaktır. Diğer bir taraftan bu iki markaya karşı oluşan pozitif tutumu ölçümlemek de saha çalışması gerektirmektedir. Daha çok bu analizi reyting ve share verileri üzerinden yaptım. Okumaya devam et

Etkili E-Posta Kullanımı

Google’un eski icra kurulu üyeleri Eric Schmidt (İcra Kurulu Başkanı), Alan Eagle (Kurumsal İletişim)  ve Jonathan Rosenberg(Ürün Geliştirme) “How Google Works” adlı bir kitap yayınladılar. Kitap, gücün şirketlerden kullanıcılara geçiş sürecini ve bu süreçte Google ürün geliştirme, kurumsal iletişim ve yönetim yaklaşımını nasıl bu yeni sürece adapte edip başarılı olduğunu anlatıyor.  Diğer bir taraftan kitapta yer alan “9 Rules For Emailing” Time’da yayınlandı ve viral bir etki yarattı. Oldukça faydalı ve basit kurallardan oluşan metni verdiğim kurumsal eğitimlerde kullanmak için bazı eklemeler ve sadeleştirmeler ile tekrardan yazdım. Etkili e-posta kullanım kurallarını aşağıda bulabilirsiniz:

Kurumsallaşma yazılı iletişim ile başlar!

Hızlı yanıt verin
Bazı insanlar sizin e-postalara vereceğiniz yanıt üzerinden bir iş veya proje üzerinden yol alabilir. Ayrıca en yoğun insanlar genelde e-postalara hızlı yanıt verirler: çünkü pozitif iletişimin en belirleyici özeliğinin hızlı geri bildirimde bulunmak olduğunu bilirler.

Vaktim olsaydı daha kısa yazardım
Bir e-posta yazarken, her kelime önemlidir. Eğer bir sorununuz varsa açıklayın, bunu açıkça tanımlayın. Uzun metni çözümlemek çok fazla zaman gerektirir. Başta bir taslak oluşturun ve iletmek istediğiniz mesajı alt alta yazın sonra bunları bir paragrafa dönüştürün. Okumaya devam et

Radyonun Sonsuzluğu

Su akar yatağını bulur.

Suyun formsuzluğunu, kararlılığını ve sonsuzluğunu vurgulayan bu atasözü aslında kitle iletişim araçları içinde geçerlidir.  Özellikle 1960’larda batıda yaygınlaşan televizyon yayınları ile radyonun sonunun geldiği söylemi yaygınlık kazanmıştı. Haklı bir gerekçeleri de vardı:  televizyon ilk etapta radyonun görüntülü bir versiyonuydu ve artık insanlar radyo dinlemez, diye düşünülüyordu.

 Televizyonun yaygınlaşmasından onlarca yıl sonra bile hala radyo dinleniyor ama eski yoğunluğunda ve alışkanlığında mı? Tabi ki hayır, radyo kendine yeni bir yatak oluşturdu, radyo televizyon gibi sizi esir almıyor ve siz başka bir şeyle uğraşırken bile radyoyu takip edebiliyorsunuz. Bu radyonun en güçlü özelliği oldu. Radyoda bu özelliğinden su gibi zamanla kendine yeni yataklar yollar buldu. Radyonun bulduğu yeni yatak trafikte mahsur kalanlar oldu. En çok dinlenme zamanı olan drive time  yani sabah 7-9 akşam 5-7 arası  trafiğin en yoğun olduğu saatler oldu. Okumaya devam et

İnternetin Dönüştürdüğü İletişim

İnternet, bireyleri izleyiciden kullanıcıya dönüştürdü ve mecralar karşısında bireyi demokratikleştirdi. Artık kullanıcı özgür; istediği içeriği, istediği zamanda, istediği cihazdan tüketebiliyor. Bir diğer açıdan ise edilgen halini sonsuza kadar terk etti ve ortak yayıncıya dönüştü. Bu demokratikleşme sonucunda soğuk / tek yönlü konvansiyonel mecralarda en ağır yaraları aldı ve almaya da devam ediyor. Peki internet bireyi (Hacktivizm) ve toplumu (Arap Baharı) dönüştürüp değiştirirken ve birçok mecranın önemini azaltırken pazarlama iletişimi açısından bize yalnızca kaos mu sunuyor?

İnternet sunduğu birçok platform ile markalara kendi earned* ve owned* mecraları oluşturup yönetme imkanı sağlıyor. İnternet öncesi dönemde çok kısıtlı yeteneklere sahip olan bu mecralar güçlendi ve demokratik bir yapıya kavuştu. Teoride bir bakkal bile sıfır bütçe ile kendi medyasını (WordPress, Facebook Page, Twitter, Youtube, Foursquare Google + vs..) kurup, yönetebilir. Diğer bir taraftan daha önce paid* medyada (TV, Gazete, Radyo vs.)  entegre bir kampanya yürütmek için milyon liralık bütçeler gerekirken, günümüzde viral ve doğru dijital  kampanyalar ile daha küçük bütçeler kullanılarak aynı etkiyi sağlamak mümkün.
Okumaya devam et

Pazarlama İletiminden İletişime

İnternet öncesi dönemde kitle iletişim mecralarında bir diyalogdan/iletişimden söz etmek neredeyse imkansızdır. Diyaloğun oluşabilmesi için iki tarafında eşit koşullarda konuşabilme gerekliliğini göz önünde bulundurduğumuzda Web 2.0’dan önce kitle iletişim araçlarında diyalog yoktur ve de aslında hepsi birer kitle iletim aracıdır. Bu bağlamda kitle iletim araçlarını kullanan markalar ve iletişim tasarımcıları da bugüne kadar monolog yapmaktaydı.

Monoloğu etkileşime dönüştürmeye çalışan iletişim tasarımcıları çeşitli deneysel yöntemler geliştirdiler. Bunların başında Marshall McLuhan’ı dünyaya tanıtan Howard Luck Gossage gelmekteydi. Gossage 1960-70’li yıllarda geliştirdiği kampanyalarda marka- tüketici etkileşimini arttırmanın yollarını aradı ve yaptığı bazı kampanyalar ile bunu başardı (Reinier Ale).

Okumaya devam et