Katma Değer ve Marka

1970’lerde sanayi politikası oluşturulduğunda dövizin yurt içinde kalması için sanayi teşvikleri ikame ürünün yurtiçinde üretilmesine odaklanılmış; 1970 ve sonrasında bu politika ile milyarca dolar sanayicilere ikame ürün üretmeleri için teşvik sistemi ile aktarılmıştır. Dönemin sanayicileri de pazarda talep gören ürünleri ya yabancı üreticiler ile ortaklık yolu ile ya lisansla ya da doğrudan kopyalayarak  üretimini yapmışlardır. Örneğin MAİS firması Renault ile ortaklık yolu ile üretim yapmıştır. Tofaş, Murat 124’ü Fiat 124 şasesine oturtularak Türkiye’de yabancı lisansla ürettim yapmıştır. Diğer bir tarafan Selpak, Lassa, vs gibi bir çok ürün ise lisansız doğrudan ikame ürün olarak üretilmiştir. İkame ya da diğer adıyla muadil ürün üretmenin problemli yönü zamanla ortaya çıkmıştır. Bu yaklaşımın temel problemi katma değer oluşturamamasıdır; çünkü ikame ürün ne kadar başarılı olursa olsun sonuçta yan sanayi veya muadil ürün olarak pazarda tanımlandığı için özgün üründen daima daha ucuza satılır ve bu neden ile katma değer oluşturamaz. Başka bir ifade ile özgün ürün daha pahalıya alcı bulduğu için katma değer oluşturur ve pazarın kaymağını alır. Okumaya devam et

Geleceği Tasarlamak: Tesla Motors

Bir girişimci düşünün öncelediği amaçlarının başında para kazanmak değil fosil yakıt ekonomisinden, yenilenebilir enerji ekonomisine geçişi hızlandırmak olsun. Daha iki kişilik bir şirkete 100 milyon dolarını yani varlığını üçte birini dünyanın en iyi elektrikli arabaları ve enerji depolama sistemlerini üretmek hayali için yatırsın. Bu şirketin zararı ilk 7 yılında toplam 300 milyon doları bulsun. Evet Elon Musk’tan ve Tesla Motor’dan bahsediyorum.

Elon Musk’ın ilk başarılı girişimi PayPal’dı ve bu girişimi 2002 yılında eBay’e 1.5 milyar dolara sattığında payına düşen 300 milyon doların üçte birini Tesla Motors’a yatırdı. Bugün Tesla Motors 33 milyar dolar pazar değerlemesi ile 9. büyük otomotiv üreticisi durumundadır. Bu yazıda Tesla Motors’u temel pazarlama ve marka kavramlarını nasıl kullandığını yada dönüştürüp bu başarıyı elde ettiğini dilim döndüğünce aktarmaya çalışacağım.

“Ya değişimin gerçekleşmesini izleyecek ya da bir parçası olacaktım.”
–Elon Musk

Stratejik Planlama

Tesla Motors 2003 yılında Martin Eberhard ve Marc Tarpenning öncülüğünde kuruldu amacı doğaya saygılı bir elektrikli spor otomobil yapmaktı. 2004 yılında ise Elon Musk çoğunluk hisselerini aldı ve yönetim kurulu başkanı oldu. Üç kişilik ekip işletmenin iş planını oluşturdu. Şirketin Vizyonu: Fosil yakıt ekonomisinden, yenilenebilir enerji ekonomisine geçişi hızlandırmak ve misyonu ise: Dünyanın en iyi elektrikli arabalarını ve enerji depolama sistemlerinin üreterek sürdürülebilir ulaşım ve sürdürülebilir düşük enerji tüketimine geçişi sağlamak, olarak belirlendi. Okumaya devam et

Pazarlamanın Tarihsel Gelişimi

Yaklaşık 15 yıldır pazarlama ve marka alanında düşünen, çalışan ve üreten biri olarak sürekli karşıma çıkan problem, pazarlamanın satış ile karıştırılmasıdır. Bu problem ile ilgili Nedir Bu Pazarlama adlı bir makale ele almıştım. Bu yazı daha çok pazarlamanın, işletme yönetiminde bir aşama olduğu ve pazarlama şirketi dönemine adapte olabilen işletmelerin marka veya markaları ile uluslararası arenada rekabet edebilirliği üzerinedir. Aşağıda dönemleri incelerseniz göreceğiniz gibi Türkiye’deki işletmelerin büyük çoğunluğu “satış dönemi” yönetim anlayışı ile yönetiliyor. Bu anlayışın sonucunda Türkiye genelinde ihracatın kilogram fiyatı 1.6 dolar iken bu rakam gelişmiş ülkelerde ise 7 dolardır. Buradaki 4.4 dolar farkı oluşturan şüphesiz pazarlama ve marka yaklaşımıdır. İşletme sahip/yöneticileri artık modern katma değerli işletme yaklaşımına geçmelidir. Son olarak eğer bir işletmenin sahibi/yöneticisiyseniz (bunu bir test olarak düşünün) ve son aşamaya henüz ulaşamadıysanız işletmenizde hala geliştirmeniz gereken çalışmalar vardır!

Basit Ticaret Dönemi
Her şeyin ya elle yapıldığı ya da hasat edildiği bu dönemde ekonomik kaynaklar hayli sınırlıdır. Ayrıca örgütsel bir yapılanma söz konusu değildir. Üretim ise evlerde el tezgâhlarında yapılmaktadır. Bu dönemde ticareti yapılan başlıca ürünler; ipek, baharat, dokuma ve değerli taşlardır. Keşifler (sömürgecilik) ve ticari faaliyetler ekonomik kaynaklara dayalı bir şekilde yapılıyor ve emtia döneme hükmediyordu. Bu dönem 19. yüzyıl ortalarına kadar sürdü.

”Yaşamın kazanma aracı olan ticaret, ucuza mal alıp pahalı satmak ve böylece başlangıç sermayesini artırarak kazanç sağlamaktır.’’
—İbn-İ Haldun

Okumaya devam et

Beyaz, Candan Erçetin Analizi

Bugünlerde, fitili 12 Aralık 2014’de ateşlenen ve her hafta bir tarafın cevap vermesi ile “kartopu etkisi” ile bir çığa dönüşen Beyaz – Candan atışması devam ediyor. Gördüğü ilgi ve rating geri dönüşlerinin de desteği ile prodüksiyon kalitesi ve maliyeti git gide artıyor diğer bir taraftan fan yapımı klipler ile de tabana yayılmaya devam ediyor. Peki bütün bu çalışmanın Beyaz Show’a katkısı nedir.

Malum pazarlamada yapılan bu tarz viral çalışmalar ROI(Yatırımın Geri Dönüşü) açısından değerlendirilir. Marka bilinirliğine, oluşan olumlu tutuma ve satışa katkısı değerlendirilir fakat 20 yılı aşkın bir süredir ekranda olan Beyaz’ın veya 1995’den günümüze 7 stüdyo albümü yapmış Candan Erçetin’in bilirliğine katkısının ölçümlemesi biraz gereksiz olacaktır. Diğer bir taraftan bu iki markaya karşı oluşan pozitif tutumu ölçümlemek de saha çalışması gerektirmektedir. Daha çok bu analizi reyting ve share verileri üzerinden yaptım. Okumaya devam et

Stratejik Bir Hata: Full

Gerek blog ve gerekse sosyal medya üstünden aldığım geri beslemelerden yerli markaların stratejik hataları ve başarısızlıklarının merak edildiğini gördüm. Bir diğer taraftan İnternet hep başarı hikayeleri ile dolu ve bir çok kaynaktan başarı hikayelerine ulaşabiliyoruz. Bunların ne kadarı gerçek başarı o da tartışılır çünkü enformasyon çağında yaşıyoruz ve bu başarı hikayeleri de bir tür enformasyondur (Enformasyon manipüle edilmiş değiştirilmiş bilgi). Bu bağlamda değerlendirirsek aslında başarılarda manipüle edilmiş ve allanıp pullanmışlardır ama başarısızlık hikayeleri kısa ve özdür. Bu bağlamda son dönem akaryakıt sektör için araştırma yaparken Full markasının iflas ettiğinin farkına vardım. Biraz daha araştırdığımda aslında çok basit bir taktik hatadan kaynaklı olduğunu gördüm, bir çok taktiklerinin doğru olmasına rağmen. Peki nerede yanlış yapılmıştı?
Full Maskot

ilk başta farklılaşma ve markalama bağlamında bir çok adımı samimi ve doğru atmışlar. Adım adım markayı incelediğimizde isim olarak sektörle ilintili akılda kalıcı ve kısa bir isim ile işe başlamışlar. Gerçi zamlardan artık kimse depoyu fulleyemiyor ama marka ismi tüketici odaklı ve yapılan işi tanımlıyor. Okumaya devam et

Reklam, Can Simidi Değildir!

Reklam, pazarlamanın en etkili araçlarından biridir ama can simidi değildir. Yani şirket bilançonuz kötüye giderken bir de reklamı deneyeyim diyebileceğiniz bir araç değildir çünkü maliyetlidir ve bu maliyetler firmaları daha hızlı batırır. Reklam vermeden önce firma pazarlama stratejisi ile marka algısını planlanmalı ve bu yönde bütün stratejik ve taktiksel altyapıları hazırlanmış olmalıdır. Ayrıca marka rakiplerinden farklılaşmalı ve kullanıcılara eşsiz bir değer alış-verişi önerebilmelidir. Bütün bunlardan sonra doğru bir reklam yatırımı yapılır ise satışlar ortalama %10-20 bandında büyüme sağlar. Perakende ve dayanıksız hızlı tüketim sektöründe daha büyük sonuçlar elde edilebilir %1000 gibi ama bunun nedeni yalnızca reklam ve pazarlama/marka altyapısı değildir. Perakende ve dayanıksız hızlı tüketim ürünlerinde büyümelerin dört basamaklı rakamlara ulaşabilmesinin önemli bir nedeni de bu sektörlerin dağıtım ve satışlarının aracılar tarafından yapılmasıdır. Örneğin bir saç boyası veya makarna üretip satmak için ihtiyacınız olan ürünün kendisi ve farklılaşmış ambalajıdır bunun satışını marketler/ Bakkallar/ Tuhafiyeler yapacağından ayrıca bir dağıtım kanalı yatırımına ihtiyacınız olmaz. Gerçekçi olmayan reklam beklentileri Wenice Kid’s ve Helin Küp Şeker’de olduğu gibi firmaların hızlıca iflas etmelerine neden olabilir. Okumaya devam et

Dergi Yayıncılığının Geleceği

dergi

Dergi kavramı Türkiye’de hiçbir zaman hakkettiği yeri bulamadı. Dergi yayıncılığı haftalık haber ve aylık erkek dergileri dışında Türkiye’de büyük tirajlar elde edemedi. İnternetin yaygınlaşması ile beraber dergiler Türkiye’de kan kaybetmeye başladı ve reklam pastasından aldığı pay sürekli azaldı. Oysa dergi süreli yayın olmasına rağmen biriktirilen ve referans içerikler geliştiren mecradır. Bir çok edebiyatçı ilk önce dergilerde adını duyurmuş, bir çok bilim adamı ilk önce dergilerde bilimsel çalışmalarını paylaşmıştır. Yani tematik gelişmelerden haberdar olmak ve geleceği daha iyi kavramak için dergileri alıyor ve biriktiriyoruz.  Bir önceki yazımda belirtiğim gibi televizyonun gelişimi ile beraber radyonun bir mecra olarak öleceği öngörülüyordu oysa öyle olmadı. Radyo kavramı yeni teknolojiler ile güncellenip daha da güçlendi.  Bu dergiler için geçerli olacak mı? Daha direkt olarak soracak olursak: Tablet teknolojisinin gelişimi, fiyatlarının ucuzlaması ve yaygınlaşması ile bu mecra dergiler için yeni bir çıkış yolu olabilir mi? Okumaya devam et

Hangi Marka Elmayı Almalı!

zespri

Pazarda veya markette meyve alışverişi yaparken marka tercihiniz var mı?

Evet bu soru günümüz Türkiye’si için alakasız bir soru kabul ediyorum. Aynı soruyu Amerika veya Avrupa ülkelerinde sorduğumuzda anlamlı cevaplar ve marka isimleri duyabiliriz. Peki neden Türkiye’de meyve için böyle bir durum söz konusu değil? Bizim gelişmekte olan bir ülke olmamızdan mı kaynaklanıyor yoksa sürekli ekonomik krizlerle yaşamamızdan mı kaynaklanıyor! Aslında bir çok nedeni var. Ekonomik krizlerde market markalarının satışlarında patlama olur çünkü tüketici için asıl olan uygun fiyat olur ve market markaları tamda bunun için vardır. Kriz sonraları küçük bir kesim dışında kimse o markaların yüzüne bakmaz ve eski markalarını tercih etmeye başlar. Yine gelişmekte olan ekonomiler için bir çok ürün jeneriktir. Pazarlamacılar, tüketicilerin marka algılarını daha çok lüks yani katma değeri yüksek ürünler üzerinden şekillendirmeye çalışırlar. Sonuçta pazarlamacı yaptığı yatırımı geri kazanmak zorundadır ve bunun hesabını verebilmelidir.

Okumaya devam et