Radyonun Sonsuzluğu

Su akar yatağını bulur.

Suyun formsuzluğunu, kararlılığını ve sonsuzluğunu vurgulayan bu atasözü aslında kitle iletişim araçları içinde geçerlidir.  Özellikle 1960’larda batıda yaygınlaşan televizyon yayınları ile radyonun sonunun geldiği söylemi yaygınlık kazanmıştı. Haklı bir gerekçeleri de vardı:  televizyon ilk etapta radyonun görüntülü bir versiyonuydu ve artık insanlar radyo dinlemez, diye düşünülüyordu.

 Televizyonun yaygınlaşmasından onlarca yıl sonra bile hala radyo dinleniyor ama eski yoğunluğunda ve alışkanlığında mı? Tabi ki hayır, radyo kendine yeni bir yatak oluşturdu, radyo televizyon gibi sizi esir almıyor ve siz başka bir şeyle uğraşırken bile radyoyu takip edebiliyorsunuz. Bu radyonun en güçlü özelliği oldu. Radyoda bu özelliğinden su gibi zamanla kendine yeni yataklar yollar buldu. Radyonun bulduğu yeni yatak trafikte mahsur kalanlar oldu. En çok dinlenme zamanı olan drive time  yani sabah 7-9 akşam 5-7 arası  trafiğin en yoğun olduğu saatler oldu.

Tabi yayıncılık anlayışı da değişti eskiden müzik ağırlıklı yayın politikasından eğlence ağırlıklı programlara geçiş ile kendini bir kez daha farklılaştırdı. Yani bulduğu yeni yatakta farklılaşıp yeni dinleyicilerini oluşturdu.

Günümüzde radyo hala gelişmeye ve yeni yataklar bulmaya devam ediyor. Bu bağlamda sesin kitleye iletimi teknolojik adaptasyon ile devam ediyor ve edecek. Podcast, internet radyosu ve uydu radyosu bildiğimiz radyo konseptinin yeni teknolojilere adaptasyonundan başka bir şey değildir.  Diğer bir taraftan aplikasyon tabanlı değişim ve gelişim devam ediyor. Bugün bile  iTunes Radio ve Spotify diye yeniden paketlenip tüketicilere sunuluyor.

Radyonun Sonsuzluğu” üzerine 3 yorum

  1. Aykut Yılmaz dedi ki:

    eskiden müzik ağırlıklı olacak, ayrıca radyonun internetten kanalıyla 1 ler ve 0 lardan dinlenmesi analog sinyallerden elde edilen müzik kadar keyif vermez bir diğer yatağı da budur. Dalgaların tınılara dönüşümünü sevenler de radyoyu cok severler.

    • Mehmet Saruhan dedi ki:

      Teşekkür Aykut, redaksiyon hatasını düzeltim. Haklısın, radyo fanatikleri gerçeğini de atlamamak lazım.

Bir Cevap Yazın